New York Gezi Rehberi
- 2 Haz
- 18 dakikada okunur
Uzak ülkelere gitmiş olsam da New York her zaman daha ulaşılamaz görünmüştü. Bunun nedeni ucuz New York gezisinin asla olmayacağın dair inancım ( çok da haklıymışım ), çevremden gelen “Amerika mı oraya kim gider” sorunsalları, “ vize vermiyorlar, unut o işi” diye okuduğum yazılar buna temel oldu diyebilirim.
İlk defa New York’a gitmek... Senelerce TV’de gördüğümüz o sokaklarda gezerken, Friends dizisinin apartmanını gördüğünüzde, Evde Tek Başına’nın çekildiği yerleri gezdiğinizde otomatikman kendinizi yerlisi ( zaten o kadar her telden millet var ki herkes adım attığı anda yerli sayılabilir) gibi hissetmeye başlıyorsunuz. En güzeli de bu bir yandan ait hissederken diğer yanda o kadar farklısınız ki, ve evet New York gerçekten bahsedildiği gibi özgürlükler şehri, kimse ne yaptığınızı umursamıyor. Yolda parendeler atarak yürüseniz bile herkes tek bakış atmadan geçer - onların hızını kesmediğiniz sürece.
O zaman sizleri New York rehberine doğru alalım.
New York Gezi Rehberi - Ne Zaman Gidilir
Tabi ki de New York’a fırsatını bulduğumuz her zaman gitmek en makbulü diyebilirim. Hava çok soğuk olursa iç mekanlarda yapılabilecek sürüyle aktvite var, sıcaklar için de zaten yapacaklarımız belli. Bol bol yürüyüşle sokakları arşınlayarak şehrin tadını çıkarmak en iyisi ancak New York için en iyi mevsimi kesin olarak söylemek gerekirse bahar mevsimleri en uygunu. Ne yaz aylarındaki turist akınına kapılıyorsunuz ne de kış aylarındaki ayaza maruz kalıyorsunuz. Tabi ki de farklı mevsimlerde gittiğinizde seyahat zehir zemberek olmuyor, New York’ta tüm mevsimler canımız ciğerimiz : )

New York Gezi Rehberi - Nerede Kalınır?
Aslında çoğumuz sandığının aksine New York sadece Manhattan adasından oluşmuyor. Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens, and Staten Island olarak 5 ana bölgesi bulunan New York’ta çoğunlukla Manhattan ve Brooklyn’de turistik ve merak edilen yer alıyor.
Tabi iş sadece bölgelerle bitmiyor, Manhattan’ın içinde de farklı semtler (bize en uygun tabiriyle) var. Çoğunlukla merkezi olduğu için Midtown öneriliyor. Midtown evet çoğunlukla her yere yakın, tabi ki de her şartta şehir içinde toplu ulaşım kullanılacak ama Midtown’da otelden ilk çıktığınızda toplu ulaşımsız olarak da erişebileceğiniz yerler var. İlk sefer için mantıklı ancak şehri gezdiğinde kendinize daha çekici gelen, enerjisini sevdiğiniz daha çok keşfetmek isteyeceğiniz ve o kadar da ortada olmayan yerler olacak.
Midtown dışında kalabileceğiniz bölgeler :
SoHo - Sanat galerilerinin - ki müthiş galeriler var, galeri sevmeyen ben bile saatlerimi veriyorum- , bir tık sıradışı şeyleri bulabileceğiniz,özgür ruhların mutlu olacağı yer
Financial District - Gökyüzünü yüksek binaların kapladığı karanlık semt.Brooklyn köprüsüne yakın semtte genelde haftasonları diğer bölgelere nazaran sessizlik oluyor. Manhattan’ın en ucunda kaldığı için ulaşım diğer yerlere giderken zaman alabilir.
Chinatown - Amerikan kültüründen uzaklaşmak isterseniz kalacağınız yer işte burası. Çince tabelalar,çince konuşan insanların olduğu, New York’ta kaldığınızı sorgualatabilecek semt.
Upper East Side - Lüksün merkezi, aynı Financial District gibi uç kısımda yer aldığı için diğer semtlere ulaşım zaman alabilir.
Brooklyn - Son dönemlerin yükselen yıldızı. Brooklyn,İstanbul’un Kadıköy’ü gibi, tarihi veya turistik yerlere ulaşım zaman alıyor, merkezden biraz uzak ama daha rahat ve kendine has bir çekiciliği var.
Times Square - Naçizane fikrim konaklama için hiç düşünülmemesi gereken bir yer olduğu yönünde. Çok kalabalık ve sadece 1 defa gelmek yetecektir.
New York Gezi Rehberi - Ulaşım
New York’a ulaşım için 3 havaalanı var. John F. Kennedy International Airport (JFK), Newark Liberty International Airport (EWR) and LaGuardia Airport (LGA). Türkiye’den uçuşlarda JFK ve EWR havaalanlarını kullanıyorsunuz. Newark Liberty International, New York yerine New Jersey olarak görünüyor ama buradan New York’a rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.
Newark kullandığım için sadece oradan ulaşımdan bahsedebileceğim.
*Newark Airport Express olarak otobüsler var. Ortalama 1 saatte Manhattan’a varıyorsunuz. Burada da birkaç farklı durak var.Diğer noktalara ulaşım kolaylığı olarak Grand Central Station, Bryant Park ve Port Authority Bus Terminalleri kullanılabilir. Tek yön 25 USD, gidiş- dönüş olarak alırsanız 42 USD. Genelleme olmasın fakat Airport Expressler de zamanlama sıkıntısı var, dönüş uçuşunuzda kullanacaksanız gecikmeler yaşanabilir, buna göre saatinizi ayarlamanız gerekebilir.
*AirTrain NJ Transit, havalaanının içinden kalkan AirTrain ile havaalanı tren istasyonuna varıyorsunuz, sonrasında da NJ Transit kullanarak Manhattan’da istediğiniz metro durağına gidebilirsiniz.
*Taksi - bu seçeneği yazdığımdaki “New York’ta havaalanından taksi mi? Çıldırmış olmasın!” sözlerini duyabiliyorum. Aynısını ben de derdim ama büyük konuşmamak gerekiyormuş. Eğer ki uçağınız Türkiye’den rötarlı kalkıp düşündüğünüzden çok daha geç indiğinizde otobüs ulaşımı kalmadıysa ve gece 02:00'de metro kullanmak istemiyorsanız bu seçeneği değerlendirmek zorunda kalıyorsunuz. Maalesef ki tecrübeyle sabit.
New York içinde ulaşım :
New York yürümesi çok kolay, düz bir şehir. Yokuş çıkmaktan nefret edenler için cennetten bir köşe fakaaat düz bir şehir olsa da aynı şekilde çok da büyük bir şehir. Metro kullanılması kaçınılmaz, 7 günlük sınırsız MetroCard ücreti 34 USD, tek seferlik metro ücreti ise 2.90 USD. Yapacağınız gezi planına göre ulaşımınızı hesaplayabilirsiniz.7 günlük MetroCard aldığınızda 2 kişi beraber kullanılamıyor, Aynı metro istasyonunda veya otobüs hattında 18 dakika içinde tek seferlik kullanabiliyorsunuz, başka kişi için basamazsınız. MetroCard alımı için 1 USD ödemeniz gerekli, metro istasyonlarındaki bilet makinelerinden alabilirsiniz.
New York Gezi Rehberi - Gezilecek Yerler :
Ve işte en önemli noktaya geldik. Bu şehri nasıl gezeceğiz? Öncelikle şunu belirteyim, her şeyi tek seferde bitirmek imkansıza yakın bu nedenle kalma sürenize bağlı olarak yapmak istediklerinizi önceliklendirmeniz gerekecek.
Aşağıda yer alan yerler mutlaka görmeniz gerekenler listesi değil, kişisel olarak gezdiğim yerler. Başka birinin listesi çok farklı olabilir, turistik yerlerden öte yol üzerinde gördüğüm deneyimlediğim her şey olacak. Bu nedenle upuzun bir liste olabilir benden uyarması. Dükkanları yazmamın sebebi ise normalde zorlanmam, her mağazaya ayrı ayrı girmek incelemek imkansız, zaman yetmez ama müzeler, restoranlar dışında da gezenlere hitap eden çok yer var ve bunları genelde yazılı olarak bulamıyorum, ben de kendim yazmaya karar verdim.
Kendimi upuzun açıkladığım bu paragraftan sonra gelelim New York Gezi Rehberi’ne.
1-Times Square
New York’ta kaldığınızı anlamanın en iyi yolu, hepimizin aklındaki New York simasını oluşturan yer. Kesinlikle hava karardıktan sonra gelmeniz gerekli yoksa o ışıklı tabelaların süksesi anlaşılmıyor, gece haline göre gündüzü çok sönük kalıyor. Meydanda zaten yapacak çok bir şey yok, gece halini gördükten sonra civar yerleri gezmeye devam edebilirsiniz.
📍 Adres: Manhattan, NY 10036, United States
2- Brooklyn Köprüsü
New York’un ikonik köprüsü. Hem araba hem de yaya geçişine uygun olan köprünün inşaasına 1870'te başlandı,1883'te ise tamamlandı. Brooklyn Köprüsü dünyanın ilk çelik asma köprüsüydü. İnşası sırasında aksiliklerin peşini bırakmadığı köprüyü önce baba John A.Roebling başlıyor, yer tespiti sırasında vapur tarafından ayağı eziliyor ve enfeksiyon kapması sonucu vefat ediyor. Projeyi oğlu Washington Robeling devralıyor fakat o da inşa sırasında vurgun yiyor ve yatalak oluyor. İnşaat alanına gidemeyen Washington için tüm düzenlemeleri eşi Emily Warren Roebling yardımcı oluyor ve köprü 1883'te tamamlanıyor. Ancak köprü açıldıktan 6 gün sonra bir kişi merdivenlerden düşüyor ve çıkan arbedede 12 kişi hayatını kaybedince köprünün güvenilir olmadığına dair söylemler artıyor. Bu fırsatı değerlendiren iş insanı P.T. Barnum, 21 filini aynı anda köprüden geçirince hem kendisi sirkinin reklamını yapıyor hem de köprü aklanıyor.
Köprü üst tarafta yayalara, alt tarafta araba trafiğine açık. Köprüdeki kablolar ve kulelerle muhteşem fotoğrafalar çıktığı için yaya trafiği oldukça fazla, planlamayı yaparken bunu dikkate almak gerekiyor. Gün batımını izlemek için Brooklyn tarafında olursanız çok güzel manzaralar yakalayabilirsiniz.
📍 Adres: New York, NY 10038, United States
3-DUMBO
Aslında açılımı “Down Under Manhattan Bridge Overpass” olan alanın adı DUMBO olarak kısaltılmış ve bu şekilde kullanılıyor. Neşeli filimizden esinlenilmiş değil maalesef ki ...DUMBO, eskde fabrikaların olduğu alanken 1990'lı yıllarda bölge değişim geçiriyor ve daha çok sanatçıların,galerilerin, barların olduğu şimdiki halini alıyor. İkonik Brooklyn köprüsünün yandan çekilmiş fotosu da DUMBO’da çekilebilmekte, tabi metrekareye 2 insanın düştüğü bir alanda fotoğraf yeteneklerinizi konuşturmanız gerekecek.
📍 Adres: DUMBO, Brooklyn, NY 11201, United States
4-Brooklyn Flea Market
Brooklyn Flea, ilk kez 2008’de kuruldu ama çok kısa sürede şehir efsanesine dönüştü. Şu an Williamsburg ve DUMBO gibi Brooklyn’in en havalı semtlerinde kurulan bu pazar, her hafta hem yerel halkı hem de turistleri kendine çekiyor. Vintage kıyafetlerden antika mobilyalara, el yapımı takılardan plaklara kadar yok yok. Benim bahsedeceğim DUMBO’da kuruluyor. Mart ortasından Aralık’a kadar her haftasonu 10-17 saatleri arasında açık olan pazar. Bit pazarı ve antika sevginiz varsa kesinlikle gidilmesi gereken yer ancak çok büyük bir pazar beklemeyin.
📍 Adres: 80 Pearl St, Brooklyn, NY 11201, United States
5-Bookoff New York
İkinci el ingilizce manga, japonca kitap, anime, figür ve oyunların cenneti. Asıl merkezi Japonya’da olan Bookoff’un New York’ta da şubesi bulunuyor. Çeşitliliğin çok fazla olduğu mağazada aradıklarınızı büyük ihtimalle bulursunuz. Seneler önce ingilizce basımları tükenmiş olan mangaları bulduğum için favori mekanım diyebilirim:)
📍 Adres: 49 West 45th St, New York, NY 10036, United States
6-Sadelle’s New York
Yemekleri güzel ancak yağları ağırdı. Yedikten sonra maalesef ki tüm gün midem ağrıdı.
📍 Adres: 463 West Broadway, New York, NY 10012
7-Kinokuniya New York
Bryant Park’ın karşısında yer alan kitapçı her zevke hitap ediyor. İlk katta farklı türlerden ingilizce kitaplar yer alırken, ikinci kat ise Japon sevdalıları için yapılmış. Merdivenleri çıktığınızda görülen mural mükemmel, tam havaya giriyorsunuz. Anime, manga, figürler, manga ve anime ile alakalı çokça ürün var. İlginizi çekiyorsa uğramalısınız, etrafında da birden fazla ziyaret edilecek alan var. Gün planlaması yapılırken yoldan da çıkmadan gidilebilir. Fiyatları genele göre biraz pahalı bunu da belirtmiş olayım.
📍 Adres: 1073 Avenue of the Americas, New York, NY 10018, USA
9-Bryant Park
New York Halk Kütüphanesi’nin hemen arkasında bulunan park, büyük değil, ama tam da bu yüzden samimi duyuror. Her amaçla kullanılan parkta mini bir satranç alanı, bir başka köşede masa tenisi masaları var. İnsanları çimenlere yayılmış, kahvelerini almış, hayatın tadını çıkarırken görmek çok olağan. Özellikle öğle saatlerinde, çevredeki ofislerden çıkanlarla park iyice hareketli oluyor. Özellikle tam karşısındaki WholeFoods’tan bir şeyler alıp keyif yapmak harika bir aktivite. Kışın giderseniz parkı küçük bir Noel köyü olarak bulabilirsiniz. Winter Village kuruluyor, buz pateni pisti açılıyor, sıcak çikolata ve minik dükkanlar parkın her köşesine yayılmış oluyor.
Fran Lebowitz’in anlattığına göre 1970'lerde park asla uğranılmaması gereken ebeveynlerin içinden sakın geçmeyin diye uyardığı yerlerdenmiş, sonrasında New York’un imaj değişimi çalışmaları kapsamında şehirde büyük temizlik yapılıyor. Bryant Park’ta bundan nasibini almış ve günümüzdeki şehirdeki vaha konumuna gelmiş durumda.
📍 Adres: Bryant Park, New York, NY 10018 (42nd St. ile 6th Ave. arasında)
10-Black Iron Burger
Çok iyi yorumlar duyarak gittiğim Midtown bölgesinde bulunan Black Iron Burger, menüdeki çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Menüdeki burgerlerde et, sos, peynir ve sebze kombinasyonları yapabiliyorsunuz ayrıca seçenekleri kendiniz de ayarlayabiliyorsunuz ama maalesef ki benim damak tadıma çok hitap etmedi.
📍 Adres: Midtown West: 245 W 38th Street, New York, NY 10018
11-Vessel
Hudson Yards kompleksinde yer alan ve New York’un mimari açıdan en dikkat çekici yapılarından biri olan bina, arı kovanına benziyor. Bina ilk açıldığında tüm katları gezebiliyorken intihar vakalarının artması nedeniyle nerdeyse 3 sene kapalı kalmış. 2024 yılında ise yapıya intiharı engelleyici düzenlemeler yapıldıktan sonra ilk 2 katın tamamı ve üst katların bir kısmı girişe açılmış. Hudson Yards’ın merkezinde yer alan yapının çevresinde lüks mağazalar, restoranlar ve sanat alanlarıyla gökdelenler bulunuyor. Yürüyüş yolunuza göre High Line’ın başlangıcı veya sonuna denk geliyor.
📍 Adres: 20 Hudson Yards, New York, NY 10001, USA
12-Chelsea Market
Eski bir fabrikadan dönüştürülmüş bu pazar alanı, görülmesi gereken yerlerden. Hem hızlı hem kaliteli atıştırmalıklar için harika bir yer. Yemek dışında butik mağazalar, sanat galerileri ve küçük dükkanlar da bulunuyor.
📍 Adres: 75 9th Ave, New York, NY 10011
13-High Line
High Line da bir park ama biraz daha sıradışı. Chelsea Market’a lojistiği sağlayan demiryolları seneler içerisinde kullanılmaz hale gelmiş. Yıkılması yerine ne yapılabileceğini düşünen New York halkı en sonunda oylama açmış ve kamusal alan olarak park yapmışlar. 1999 yılında başlayan dönüşüm projesi 2014 de High Line’nın halka açılmasıyla tamlamlanıyor. Projenin bir farklı etkisi de diğer şehirlerdeki endüstriyel alanlarının dönüştürülmesine ilham olması. High Line’ı yeşilliklerle dolu bir üst geçitten geçiyorsunuz gibi düşünebilirsiniz, New York’ta yapılabilecek en popüler aktivitelerden biri. Yürüyüş yolu üstünde dönemsel açık hava sergilerine denk gelebiliyorsunuz, yorulanlar için banklar var ayrıca içecek-yiyecek alınacak mekanlar da bulunuyor.
📍 Adres:
14-MUJI Soho
Soho’nun sanatsal ruhuna uygun MUJI markası da burada yerini alıyor. MUJI, Japon tasarım felsefesini şehir hayatına yansıtan sakin ve düzenli bir mağaza ile karşılaşıyorsunuz. Geniş ve ferah bir alanda, içeri ilk girdiğinizde sizi sıra sıra dizilmiş hava temizliyiciler karşılıyor. Otomatik huzur havasına girdiğiniz mağazada dekorasyon da bunu destekliyor. Soho’nun yoğun ve aceleci halinden bir anda sıyrılmanızı sağlayan mağazada ürün çeşitliliği ziyadesiyle bulunuyor. Ev gereçlerinden kıyafete, ofis malzemelerinden kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor. Ah ah alamadıklarım hala aklımda, sonraki gidişimde beni kimse tutamayacak...
📍 Adres: 455 Broadway, New York, NY 10013
15-T.J. Maxx
İndirimcilerin mekanı, T.J. Maxx’ e hoş geldiniz.Muji ne kadar sade ise T.J. Maxx de bir o kadar koaotik. Her telden çalan parçalar bulabilirsiniz, buranın genel özelliği marka ürünleri daha düşük fiyattan satması, tabi tam bir çıfıt çarşısı mantığında bir mağaza ile karşılaşacaksınız. Rafları tek tek incelemek benim işim, gizli hazineleri bulurum diyorsanız tam yerine geldiniz demektir.
📍 Adres:
16-MoMa Design Store
Museum of Modern Art müzesinin özel mağazası, sanat öğeleriyle günlük hayatı birleştiren ürünler sunuyor. MoMa’nın tam karşısında ve Soho’da olmak üzere 2 mağaza bulunuyor. Mağazada; ev dekorasyonundan teknoloji aksesuarlarına, kırtasiye ürünlerinden günlük kullanıma uygun yaratıcı tasarımlara kadar geniş bir ürün yelpazesi bulmak mümkün. Her parça, dikkatle seçilmiş ve tasarım hikayesiyle beraber sunuluyor. Alışveriş planı olmasa bile gidilmesi gereken yerlerden biri diyebilirim.
📍 Adres: 81 Spring St, New York, NY 10012
17-Dominique Ansel Bakery
New York’ta bir pastane düşünün ki, icat ettiği tatlı tüm dünyaya yayılsın. İşte Dominique Ansel Bakery, meşhur Cronut’un (croissant + donut karışımı) doğduğu yer olarak nam salmış durumda. Bakery çok büyük bir yer değil, girdikten sonra dükkanın arkasındaki küçük avluda oturma alanları var.Ünlendiği Cronut güzel ancak benim favorim Cookie Shot, hem sunum harika hem de tadı daha hafif.
📍 Adres: 189 Spring St, New York, NY 10012
20-UNIQLO Soho Store
Mağazada devasa bir alana yayılıyor bu da alışverişte tıkış tıkış gezinmeyi önlüyor. Aslında Uniqlo ürünlerini anlatmam çok da gerekli değil, tüm internet onlarla dolu. Mağaza düzeni sade ve ferah; alışveriş deneyimini kolaylaştıracak şekilde tasarlanmış. Hem rahat hem de şık kıyafetlere ihtiyaç duyduğun anlarda buraya uğramak iyi bir fikir. Fiyatları New York ortalamasına göre uygun diyebiliriz.
📍 Adres: 546 Broadway, New York, NY 10012
21-Lafayette Grand Cafe &Bakery
Soho ve NoHo’nun kesişiminde yer alan Lafayette Grand Café & Bakery, New York’ta Paris özelimini giderir. Özellikle Suprême Croissant: sosyal medya yıldızı konumunda haliyle çok çabuk tükenebiliyor veya sıra uzun oluyor, bu nedenle erken gitmekte fayda var.
📍 Adres: 380 Lafayette St, New York, NY 10003
23-Harry Potter Shop New York
Benim biriciğim 🙂Flatiron Building’in hemen yan sokağında yer alan mağaza, dünya çapında açılmış ilk resmi Harry Potter flagship store (ana mağaza) olma özelliği taşıyor. İçeride sizi yalnızca ürünler değil, detaylı bir evren, interaktif deneyimler ve Warner Bros. kalitesi bekliyor..2 kattan oluşan mağazada Gryffindor, Hufflepuff, Ravenclaw ve Slytherin için ayrı ayrı koleksiyonlar bulunuyor.
Genelde Gryffindor ve Slytherin öne çıkar ama burada hepsinin ürünleri bir arada. Bir kupa beğendiğiniz mi istediğiniz binaya göre seçebilirsiniz. Bunların dışında dönemsel çıkarılan koleksiyonlar da bulunmakta, 2.katta Harry Potter ve Fantastik Canavarlar film serilerine ait tüm tasarımları yapan MinaLima ürünleri de yer alıyor.
📍 Adres: 935 Broadway, New York, NY 10010
24-Rockefeller Center
New York’tan bahsedip de Rcokefeller Center’dan bahsetmemek imkansız. Evde Tek Başına filmindeki o ikonik ağacın bulunduğu yer Rockefeller Center. 1930'larda inşa edilen kompleks, dönemin Art Deco mimarisini yansıtıyor. Burası tek bir bina değil,19 binadan oluşuyor. kısaca yapabilecekleriniz :
New York’un o ışıltılı gece silüetini görmek isterseniz “Top of the Rock”a çıkabilirsiniz. Ben farklı bir binayı ziyaret ettim ancak Top of the Rock da içimde kalmadı değil.
Kış aylarında giderseniz buz pistinde şansınız deneyebilirsiniz.
Kompleksin içinde ünlü 2 heykel bulunuyor. Biri Atlas diğeri ise Prometheus. Altın renkli olan heykel Prometheus, kışın buz pistinin de olduğu Sunken Plaza’da yer alıyor. Atlas ise 5. Cadde’deki International Bulding kısmında bulunuyor.
Heykelleri anlayabilmek için bu noktada biraz mitolojiye dalacağız. Yunan mitolojisinde Atlas ve Pormetheus Titan soyundan gelen 2 erkek kardeş. Atlas, insanlarla astoronomiyi paylaşıyor, Prometheus ise ateşi. Bunun sonucunda Atlas, asla indirmemek üzere omuzlarında dünyayı taşımakla cezalandırıyor. Pormetheus’unki ise daha fena, Kafkas bölgesinde dağa zincirleniyor ve sonsuz bir döngüde tekrar edilmek üzere kartal tarafından her gün ciğerinin deşinmesiyle cezalandırılıyor.
Kompleksteki iki heykelde cezalarını çekerken güçlü ve meydan okurcasına betimlenmiş. Buradaki heykeler bir anlamda şehrin ve şehirdeki insanların iyiliği için kompleksi yapan, endüstrinin “Titan”ı John D. Rockefeller Jr.ı temsil ediyormuş.
İngilizce dilinde “Titan” unvanı, alanında yüksek konumlara erişmiş, etkili, Tanrı misali kişiler için kullanılır.
📍 Adres: 45 Rockefeller Plaza, New York, NY 10111
25-Strand Book Store
Uniqon Square yakınlarında bulunan bu sahaf, kitap denilince Barnes&Noble ile birlikte ilk sırayı alıyor. Aslında sahaf demek tam doğru değil, ikinci el kitapların yanı sıra yeni kitaplar, hediyelik eşyalar bulunuyor. Raflar tavana kadar kitaplarla kadar dolui aşırı karmaşık ama bir o kadar da cazip diyebilirim. Tabi çok ünlü olduğu için içerisi kalabalık ama hediyelik eşyaların arasından sıyırılıp kitap bölümlerine geldiğinizde rahatça gezebiliyorsunuz. Hediyelik eşyaları da öylesine ucuz şeyler gibi düşünmeyin, New York’da gördüğüm en düzgün magnetler, bez çantalar,kartlar, rozetler var.
📍 Adres: 828 Broadway, New York, NY 10003
26-SUMMIT One Vanderbilt
İnstagramda gördüğünüz aynalı odalar ve balonlar işte bu gökdelende. Burası Empire State veya Top of The Rock gibi klasik bir gözlem terası değil, daha interaktif. İçeri girişi Grand Central Terminal’den oluyor, yönlendirme tabelaları var. 91-92-93. katlarda gezintiye çıkılacak, bu nedenle bilet kontrolü sonrasında asansörle hızlıca çıkılıyor - hızlıca derken gerçekten çok hızlı bir asansörden bahsediyorum. Camlara zarar gelmemesi için ayakkabılarınıza kumaş galoş geçiriyorsunuz ve bu şekilde geziyorsunuz. Camlı/aynalı odalara gireceğiniz için etek giymenizi önermem, zeminde yansımanız olacak.
3 katta da acele etmeden istediğiniz gibi vakit geçirin çünkü geriye dönük şansınız olmuyor, gidişler tek yönlü olarak diğer katlara ilerliyor. Tavsiyem gün batımı saatinde gitmeniz, manzara mükemmel ve de gün batımı sonrasında akşam ışıltılı New York manzarasını da görebilirsiniz. 93.katta ayrıca teras ( ücretsiz oturma yerleri- tabi yer bulmayı başarırsanız) ve bar var, bu nedenle gün batımı sonrasında hem dinlenip hem de bir şeyler içerek akşam ışıklarını da bekleyebilirsiniz. Gün batımına doğru batı yönündeki camda yoğunlaşma başlıyor, ön sıradan görmek isterseniz yeriniz hızlıca almak iyi olabilir. gün batımı saatini öğrenmeyi araştırmakla uğraşmak istemiyorum derseniz de sıkıntı yok, kapitalizmin babası Amerika bunu da düşünmüş. Bilet alacağınız zaman gün batımı saatlerinin yanında sunset olarak belirtiliyor ve normal biletlerden daha pahalı : )
📍 Adres: 45 E 42nd St, New York, NY 10017
27-Grand Central Terminal
İlk olarak şunu netleştirelim: Grand Central sadece bir tren istasyonu değil. Burası adeta bir şehir içinde şehir. İçinden her gün 750 binden fazla insan geçiyor, ama yine de o tarihi atmosfer, koşturmanın içinde bile hissediliyor. Terminalin ana salonuna (Main Concourse) girdiğinizde başınızı yukarı kaldırmayı unutmayın. Tavandaki devasa gökyüzü resmi, 2500 kadar altın yıldızla süslenmiş. Burada ilginç bir bilgi: Bu gökyüzü haritası ters çizilmiş. Yani yıldızlar, Dünya’dan değil, Tanrı’nın gözünden bakılıyormuş gibi yerleştirilmiş. Ne hoş değil mi?
Terminalin tam ortasındaki dört taraflı ikonik saat, Kadıköy’deki Boğa gibi herkesin buluşma noktası ancak Boğa’dan farklı olarak bu saatin değeri 10 milyon dolardan fazla. Nedeni ise dört saatin yüzeyi de oldukça nadir ve değerli opal camdan yapılmış olması.
Ben denemedim ancak şöyle bir nokta varmış; terminalin alt katında, Oyster Bar restoranının hemen yanında yer alan Whispering Gallery’de iki kişi köşelere geçip duvara fısıldarsa, diğer kişi kendi köşesinde fısıltıyı net bir şekilde duyabiliyormuş.
📍 Adres: 89 E 42nd St, New York, NY 10017
28-New York Public Library
Google Maps’e New York Public Library yazınca birden fazla nokta çıkıyor, bizim aradığımızsa New York Public Library’nin kalbi olan Stephen A. Schwarzman Building.
Girişte sizi karşılayan, her biri yaklaşık 3 ton ağırlığındaki iki aslan heykeli –Patience (Sabır) ve Fortitude (Dayanıklılık)– zamanla kütüphanenin sembolü haline gelmiş. Bu isimler rastgele seçilmemiş; Büyük Buhran döneminde halka ilham vermesi amacıyla dönemin belediye başkanı tarafından verilmiş.
Kütüphane Beaux-Arts mimarisinin ikonik binalarından biri yani simetri, anıtsallık ve klasik detaylarla zenginleştirilmiş süslemeler ana unsurlardır. Antik Yunan ve Roma mimarisinden ilham alır; sütunlar, kemerler, heykeller ve dekoratif cepheler ön plana çıkar. New York Public Library’i gezerken de kemerler ve sütunlar binaya ayrı bir ihtişam katıyor, kendiniz farklı bir dönemin içinde hissediyorsunuz.
Girişinde iki dev taş aslanın arasında mermer merdivenler bulunan yapı, içerde de dışardaki ihtişamını sürdürüyor. Kütüphanenin kalbi, Rose Main Reading Room. Kütüphane denince ilk akla gelen oda, uzun masalar, pirinç masa lambaları ve muhteşem freskin yer aldığı bir tavan. Kitap okumayı sevmeyenler bile havadan etkilenecektir. Bu salon birçok filme konu olmuş, benim favorim ise The Day After Tomorrow filmi.
Giriş ücretsiz ayrıca kütüphane tarafından turlar da düzenleniyor. Pazartesi- Cumartesi arasında 11-14 saatlerinde düzenlenen ücretsiz turların biletleri Pazar günleri , bir sonraki hafta için çıkıyor ve sadece ilk 20 kişiyle sınırlı.
📍 Adres: 476 5th Ave, New York, NY 10018
29-Fishs Eddy
Burası, New York’a özgü ironiyi, nostaljiyi ve zekâyı mutfak eşyalarına dönüştüren bir tür konsept mağaza. Çok mu farklı diğer mağazalardan? Değil, ama esprili ve hoş ürünleri var, rotanın biraz daha dışında.
Sıradan beyaz tabaklar yerine, üzerinde absürt yazılar, vintage New York haritaları, 50’ler estetiğinde illüstrasyonlar olan kupalar, kaseler ve tabaklar bulursun.
Ayrıca bol bol New York temalı ürün var. Şehir haritalı masa örtüleri, metro tabelalarından esinlenen bardak altlıkları ya da eski şehir belgelerini taklit eden tasarımlar rafları süslüyor. Alışveriş için olmasa bile içeri girip bir tur atmak keyifli.
📍 Adres: 889 Broadway (17th Street köşesi), New York, NY 10003
30-Barnes&Noble
Zincir kitapçı olan Barnes &Noble mağazalarına New York’ta çok sık rastlayabilirsiniz. Konsepti genelde aynı, bu da her kategorinin düzenli ve keşif odaklı bir sunumla yerleştirilmiş olması anlamına geliyor. Genelde içerisinde Starbucks bulunuyor, bu da kitap keşfiniz sonrasında kısa bir mola vermeniz için güzel bir kolaylık.
Kitapçı gezmeye bayıldığım için benim için çölde vahaydı Barnes & Noble şubeleri özellikle Union Square ve Upper West Side şubelerinin seçkisi daha fazla.
31-787 Coffee
İsimdeki “787”, Porto Riko’nun alan kodu. Çünkü bu markanın kahve çekirdekleri Porto Riko’nun dağlık arazilerinde, kendi çiftliklerinde yetişiyor. Bazı şubeler oldukça küçük, ayakta içmelik; bazılarıysa oturup çalışabileceğiniz kadar rahat.Çalışanlar güleryüzlü, bazıları gibi kahve yaptıkları için kendilerini Tanrı sanmıyorlar. Hediye olarak veya eve götürmelik kahve çekirdeklerini de paket olarak alabilirsiniz, özellikle viski ile birlşeştirilmiş ( doğru tabir mi bilemedim ) kahve çekirdekleri güzel.
32-Shack Shake
New York’a gelip de uğramadan olmaz, Madison Square Park’ın içinde yer alan Shack Shake konum ve servis olarak harika. Parkın içinde yer alan burgerci için masalar var, ister masalarda oturup
33-American Museum of Natural History
Dinazorlar geri döndü 😁 En bilindik olarak Müzede Bir Gece filminin geçtiği o müze diyebiliriz. Müzeyi sadece hayvanlar alemi olarak düşünmeyin aslında müzede Uzay ve gezegenler salonu( evrenin oluşumuna dair platanerium bileti alabiliyorsunuz ayrıca ücretsiz salonlar da var),Okyanus ve deniz yaşamı galerisi , insan evriminin süreci ( hi, Ross! ) , yer bilimleri, mineraller, kuşlar, memeliler ve DEV DİNAZOR İSKELETİ !
Özellikle hayvanlar bölümünde sadece yazılı görsel değil, içi doldurulmuş hayvanlar da sergileniyor böylece hayvanın gerçek ebatlarını görebiliyorsunuz. En büyük ironi ise ; Amerika’da soyu avlarla tükenmiş hayvanların sanki onlar tüketmemişçesine gösterilmesi, bir de avlayıp içini doldurmuş insanlara müzede sergilenmeye gönderdikleri için teşekkür ediyorlar...
Neyse müzeye geri dönelim... Hayvanlar dışında evrim, uzay ve doğal taşlar konusunda gerçekten etkileyici sergileri bulunuyor. Müzenin içindeki Hayden Planetarium, evrenin büyüklüğünü hissetmek isteyenler için etkileyici bir deneyim.
Müze, Upper West Side bölgesinde, Central Park West ile 79. Cadde’nin kesişiminde yer alıyor. Metro ile ulaşım dışında Central Park’tan yürüyerek ulaşabilirseniz de. Zamanınız varsa bu yöntemi öneririm.
📍 Adres: Central Park West & 79th St, New York, NY 10024
34-Jacob’s Pickles
Jacob’s Pickles, klasik bir turistik durak değil ama lokallerin gittiği bir yer. Porsiyonları aşırı doyurucu, burası Amerikan güney mutfağının bol soslu, bol yağlı ve bol lezzetli halini sunan bir mekân. Buradaki “bol yağlı” abartı değil gerçekten aşırı yağlı ürünler var. Bu nedenle eğer mideniz yağa karşı hassas ise önermem, yok ben yağ severim derseniz programınıza alın, farklı lezzetleri var.
📍 Adres: 509 Amsterdam Ave (bet. 84th & 85th Streets), New York, NY 10024
35-Levain Bakery
Kurabiyeleriyle ünlü olan bu fırın, yıllardır hem yerel halkın hem de turistlerin gözdesi. Özellikle dışı hafif çıtır, neredeyse “hamur kıvamında” kalan o bol çikolatalı kurabiyesi, New York’a giden herkesin yenecekler listesinde. Birkaç yerde şubesi var ama Times Square ya da Central Park civarındaysanız gezinize enerji katacak küçük bir mola verebilirsiniz. Chocolate Chip Walnut Cookie en ikonik kurabiye ama daha yoğun çikolata isterseniz Dark Chocolate Chocolate Chip de kaçırılmaması gereken lezzetlerden.
📍 Adres: 167 W 74th St, New York, NY 10023
36-Poster House
Burası, Amerika’da sadece poster sanatına adanmış ilk ve tek müze olma özelliğini taşıyor. Müze, reklam ve sokak görsellerinden oluşan medyanın tarihsel, kültürel ve hatta politik yönlerini de göz önüne seriyor. Çok büyük ya da çok etkileyici bir müze değil ancak ilginiz varsa ziyaret edilmesi gereken bir müze. Genelde geçici sergiler bulunuyor, afiş sadece "sergilenmekle" kalmıyor; afişin toplumu nasıl etkilediğini, dönem ruhunu nasıl yansıttığını da anlatılıyor.
📍 Adres:119 W 23rd St, New York, NY 10011
37-Ichiran Ramen NY Times Square
Japonya’da sıklıkla görülen bu ramen zinciri, New York’ta da yerini almış. Bu restoranın en önemli özelliği “tek başına ramen” deneyimi sunması. İçeri girdiğinizde size küçük bir kabin veriliyor. Her şey bireysel; kendi başınıza sessizce yemeğinizi yiyorsunuz. Garsonlarla doğrudan iletişim yok — siparişinizi yazarak veriyorsunuz, yemek oturduğunuz alandaki perdenin arkasından sessizce önünüze bırakılıyor. Burada tek bir çeşit yemek var, o da tonkatsu ramen. Baharat seviyesi, erişte sertliği, sarımsak oranı gibi birçok detayı sipariş öncesinde kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz.
Özellikle belirtmek istediğim nokta ise yemeği oluşturan tonkatsu, domuz kemiklerinin kaynatılmasıyla hazırlanan et suyu. Genelde ramenci olunca rahatlıkla girelim, su ile pişiriliyordur diye düşünüyoruz ama helal olsun istiyorsanız bu konuda da bilginiz olsun.
📍 Adres:132 W 31st St, New York, NY 10001
38-Metropolitan Museum of Art (MET)
MET, 1870 yılında Amerikalı sanat koleksiyonerleri, iş insanları ve düşünürler tarafından kuruldu. New York’un en ikonik müzelerinden biri olan MET, dünyanın farklı yerlerinden getirilen binlerce eseri barındırıyor. Antik Mısır’dan Rönesans tablolarına, İslam sanatından modern dönem heykellerine kadar oldukça geniş bir koleksiyonu var.
Şunu baştan kabullenelim, MET bir günde bitirlebilecek bir müze değil. Bu nedenle gelmeden önce hazırlanmanız gerekli. İlgili alanlarınız neler veya sadece en ünlü, bilindikleri görmek istiyorum da diyebilirsiniz ama yine de neyle karşılaşacağınızı bilerek gitmek en iyisi.
Müzede Antik Mısır tapınağı olan The Temple of Dendur, çoğu ziyaretçinin favorilerinden biri. Koca bir salonun ortasına kurulmuş gerçek bir tapınaktan bahsediyoruz. İnanır mısınız, yurtdışında çoğu müzede görüp göreceğiniz Mısır’a ait eserlerin aksine tapınak Mısır’dan çalınmış da değil. 1960 yılında Mısır, tapınağın bulunduğu bölgede baraj yapımına başladığında 22 eserden oluşan Nübye Anıtlarının kurtarılmasına ilişkin uluslararası kampanya başlatılıyor. başarıyla kurtarılan eserlerin bazıları kurtarma operasyonuna yardımcı olan ülkelere hediye edilmiş, The Temple of Dendur da hediye edilen anıtlardan biri.
MET de bu hediyenin hakkını vermiş doğrusu, tapınak kendine ayrılmış camlı bir salonun içinde yer alıyor. Sanki dışardaymış havasını yaratan camlı salonda ayrıca büyük bir havuz var, havuz hem huzurlu bir hava yaratırken hem de tapınağın köklerindeki Nil nehrini simgeliyor.
Bir diğer dikkat çeken bölüm ise European Paintings kısmı. Burada Rembrandt, Vermeer, Van Gogh gibi birçok büyük ismin eserlerini yakından görmek mümkün. “Sanat tarihine hızlı bir giriş” dersi gibi düşünebilirsiniz.
Avrupa’da bulamayacağınız bölüm ise MET’in The American Wing bölümü. Amerika Birleşik Devletleri'nin sanat, kültür ve yaşam tarzının yaklaşık üç yüzyıllık bir yansımasını sunuyor. 18. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan bu koleksiyon; resimlerden mobilyalara, cam ve porselen objelerden heykellere kadar oldukça geniş bir yelpazeye sahip. SAdece sanat eserlerinin değil, yaşam alanlarının da sergilenmesi çok bilgilendirici. Örneğin:
Period Rooms olarak adlandırılan bölümlerde, farklı dönemlere ait ev içi dekorasyonlar, mobilyalar ve mimari detaylar birebir canlandırılmış. Gerçek bir 19. yüzyıl salonuna ya da kolonyal dönem yemek odasına adım atmak gibi.
Amerikan Resim Sanatı koleksiyonu da oldukça zengin. John Singer Sargent, Thomas Cole, Frederic Edwin Church ve Winslow Homer gibi sanatçıların eserleri bu bölümde yer alıyor. Özellikle Hudson River School olarak bilinen doğa temalı manzara resimleri, ABD’nin “yeni dünya” estetiğini anlamak açısından etkileyici.
Ayrıca Tiffany cam işleri ve 19. yüzyıl Amerikan dekoratif sanat örnekleri de mutlaka görülmeli. Cam, seramik ve gümüş objeler sadece zanaatkârlık açısından değil, estetik olarak da oldukça dikkat çekici.
Tiffany cam işleri bölümü şahsi olarak favorim. Lisede okuduğum bir Amerikan yazarın romanında New York’taki antikacıların Tiffany işlerini nasıl sergilediği, ürünlerin değerleri, özellikleri belirtiliyordu. Bu nedenle onları görmek, benim için bir nevi kitabı anlamaktı. Tiffany’nin dönemine öncülük eden orjinal eserleri olduğu yadsınamaz bir gerçek.
Bunların dışında müzede dönemsel sergiler, çağdaş sanat eserleri, dekoratif sanat objeleri ve moda sergileri de yer alıyor. Gittiğim dönemde Sleeping Beauties: Reawakening Fashion sergisi bulunuyordu. Her dönemsel sergi için oluyor mu emin değilim ama bu sergide öncesinde kayıt numarası almanız gerekiyordu. Sıranız gelmeden yarım saat önce bilgi veriliyordu ve buna göre giriş yapıyordunuz. O günün bileti tükendiyse geçmiş olsun, giriş yapamıyorsunuz.
MET’in çatısında yaz aylarında açılan Roof Garden Café and Bar, hem sezonluk sanat enstalasyonları hem de Central Park manzarasıyla görülmeye değer. Özellikle gün batımına yakın saatlerde gidildiğinde şehrin ışıklı hali de yakalanabilir.
📍 Adres: 1000 5th Ave, New York, NY 10028
39-Madison Square Park
Madison Square Park, New York'taki devasa parklar arasında en büyüğü olmasa da, şehir hayatının ortasında küçük bir nefes alanı gibi. Yani dövülmeyeceksem burayı Central Park’tan daha çok beğendiğimi söylemeliyim. Belirli bir sebebi yok ama oturduğumda daha huzurlu hissettim.
Burası Shake Shack’in doğduğu yer imiş. Parkın içinde yer alan Shake Shack’ten yemeğinizi alıp parkta oturarak yemek oldukça keyifli. Çok büyük değil, ama bol banklı ve yeşil, parkın etrafında gezilecek yerler fazla bu nedenle gezi sırasında küçük mola yeri olarak planlayabilirsiniz.
📍 Adres: Madison Ave & E 23rd St, New York, NY 10010
40-Empire State Building
İşte New York’un simgesi ! Burasının yeri bende çok ayrı, küçükken okuduğum bir kitapta 4 kafadar bu binayı gezerken karşılaştıkları suçu çözmeye çalışıyorlardı. Yazar, o kadar ilginç aktarmıştı ki Empire State Building’i görmek benim için bir nevi çocukluk hayalimi gerçekleştirmekti.
1931 yılında inşası tamamlanan bina 1970 yılına kadar dünyanın en yüksek binası ünvanını elinde bulundurdu. İnşaatı sadece 410 günde tamamlanmış, bu hâlâ inanılması zor bir mühendislik başarısı olarak anılıyor.
Empire State Building de aynı New York Public Library gibi Art Deco mimarisine sahip. Lobi bölümü, Art Deco tarzını sevenler için başlı başına bir ziyaret noktası olabilir.
Empire State Building, iki farklı gözlem katına sahip:
86. kat (Main Deck): Şehir manzarasını açık hava terasından izleyebileceğiniz ana gözlem noktası.
102. kat (Top Deck): Daha yüksek ama kapalı camlı bir gözlem alanı. Daha az kalabalık, daha pahalı.
Elbette ki buralar iyidir ancak tavsiyem başka bir gözlem binasına gidip Empire State Building’i uzaktan görmek. Tüm ihtişamıyla, gece ışıklandırmasıyla görmek çok etkileyici oluyor.
📍 Adres: 20 W 34th St, New York, NY 10001
Yorumlar